Olağanüstü Bir Gece
Burjuvazinin getirdiği sıradanlaşan, tekdüzeleşen bir hayat. Hayatlarımızdan çalınmış ateşli hazların noksanlığı, sahip olunan kıymetlerin kıymetsizleşmesi fenalığı. Hayattan alınan zevkin, demirin pasın altında kaybolması gibi mefkud olması ve hislerin en yücesine ermiş insan ruhunun o vahşi dalgaların kıyıyı döverken ki koca kaya parçaları gibi soğuk ve hareketsizleşmesi gerçeği.Doyumsuzlukta son kademesine isabet eden insanoğlu, farklı değişimlerin olması gerektiğine inanıyor ancak her ne oluyorsa ne yapıyorsa da alması gereken zevkin idrakine varamıyor ruhunun sonbahar da dökülen yapraklar misali solgun ve ölü olduğunun farkına varıyor. Olağanüstü bir gün ve o gün tüm yatay doğruları dikeye çevirecek bir olayda kendisine sorduğu bir soruyla irkilen ve yaşadığı hayatta kendisini bulan ve bunu bulmasına vesile kıldıran bir gece.Paslı demir yeniden parlayacak, ölü ruh yeniden canlanacak hemen ardından bir karar verecektir; kendi istediği hayatı mı yaşayacaktı yoksa başkalarının olmasını istediği gibi mi olacaktı tüm mesele buydu. İstemenin, elde etmenin önemi varlık ve yokluğun bir arada olduğu asıl gerçeklikler dünyasında anlaşılabildiği erdemin,sabrın asıl öneminin varlık ve yokluğun hakikat olduğu bir dünyada olduğunu farkeden, yaşadığı onca öldürücü darbelerden sonra diriltici bir hilkat ile keşfeden bir gerçek yaşam tadında kısa hikaye...
Stefan Zweig'in kendisine ait bir hikaye olmasa da yaşanmış bir olayı yazıya dökerken de kendisinden parçalar katmış ve ortaya harika bir şaheser niteliğinde bir eser okumak isteyenlere şimdiden iyi okumlar...
Yorumlar
Yorum Gönder