Mobilya Sektöründe Yalın Altı Sigma

Yalın 6 sigma kavramı şirketlerde sürekli iyileştirmeyi sağlamak için yalın üretim ve 6 sigmayı birleştiren bir metodolojidir. Özellikle sürekli iyileştirme için varolan israfların ve kusurların azaltılmasını teşvik eden sürekli bir çabayı temsil eder. Öncelikle TÖAİK yaklaşımını ağaç sektörü için uygulamak fırsatları belirlememizde bizlere yardımcı olacaktır. 6 Sigma'yı oluşturan bu beş aşama  şunlardır; Tanımla,Ölç,Analiz et, İyileştir ve Kontrol et. 6 sigma yaklaşımı Motorola şirketi tarafından operasyonel mükemmelliği sağlamak  amacıyla bulunmuştur. Yunanca bir harf olan ve istatistikte sıkça kullandığımız sigma, normal dağılımda belirli bir standarttan sapmayı temsil eder. 6 sigma ise bir hedeftir ve hata oranını 6 sigmaya yani milyonda 3.4'e indirmek demektir. 3-4 sigma civarlarında performans gösteren bir şirket yerel pazarda rekabet edebilirken, küresel ölçekte rekabet edebilmek için şirket hata oranının 4-5 sigma dolaylarında olması gerekmektedir. Milyonda 3.4 hata oranı abartılı bir sayıymış gibi görülebilir. Ancak hayati önem taşıyan ve yapılacak en ufak hatada ciddi bir kaza riskine sebebiyet verebilecek durumlarda, örneğin uçakların imalatı gibi 3 milyondan fazla parçanın kullanıldığı durumlarda, şirketlerin 6 sigma yaklaşımını belirlemesi gerekmektedir. Bu operasyonları yürütecek uzman kara kuşak proje yöneticilerine, kara kuşak takım liderlerine ve yeşil kuşak takım çalışanlarına sahip olmaları demektir. Ancak bu yazımda değinmek istediğim bu kadar ağır istatistiksel kontrollerin gerekli olmadığı mobilya sektörü için birkaç tavsiye vermek. Yalın üretim diyerek fabrikalara turuncu şeritlerden ve takip çizelgelerinden başka bir değer katmayan danışmanları topa tutmak istiyorum. Yalın üretim ve 6 sigma yaklaşımları bir çok şirketi başarıya ulaştırmıştır ve başarısı ispatlanmıştır ancak büyük bir özveri ve sabır isteyen süreçlerdir. Şirkete takım elbise ile gelen danışmanların sistemi dahi anlamaya çalışmadan hazır çözüm sistemlerini şirketlere entegre etmeye çalışmaları, çalışanlara kabul ettirmeye çalışmaları gerçekten vaziyetin içler acısı halini ortaya sermektedir. Bu tür süreçlerin tamamen bir fiyasko haline gelmesinde bir çok neden yatmaktadır. Bu ihtimalleri sayacak olursak çözümü getiren kişinin akademik yeterliliğin olmaması nedeni ilk sıralarda yer alan bir neden değildir. Bu tür girişimlerin başarısız olmasının nedeni şirketlerin belirli bir kültüre, çalışanların belirli davranış kalıplarına, üretimin ise kendine özgü özellikleri olmasıdır. Üretim sisteminin yapısını, çalışanların ruh halini ve şirket vizyonunu anlamadan yapılacak olan her çözüm önerisi başarısızlıkla sonuçlanacaktır ve şirket bir kaç gün iyiymiş gibi gözükse de en sonunda yine eski haline geri dönecektir. Bu durumu şirketleri bir lastiğe benzeterek örnekleyebiliriz. Değişim sürecine giren bir şirketin çatısı altında bulundurduğu çalışanları belirli bir kalıplara ve önyargılara sahiptir. Yapılan değişiklikleri çalışanlara kabul ettirmek ve yeni çözümleri onlarında desteğini, önerilerini dikkate alarak yapmak gerekmektedir. Çözüm önerisinin uygulamaya geçmesinden sonra da o işin özümsendiğinden emin olunması gerekmektedir.Yoksa lastiğin gerdirilip bırakılması gibi aynı tas aynı hamam sistem işlemeye devam eder. Sunduğunuz çözümün kalıcı olmasını istiyorsanız o işin oturması için lastiği çektirmeye devam etmeniz gerekir. Ta ki esneklik kuvvetini aşana kadar. Esneklik katsayısı şirketten şirkete göre değişir. Yapılacak düzenli kontrollerle ve müdahelelerle sistemin oturmasına yardımcı olunabilir.  Hangi akademik düzeye sahip olursa olsun, hangi makaleleri yazarsa yazsın bir işi en iyi bilen kişi o işi yapan kişidir. Sorunları tahmin edebilecek, sorunları görebilecek kişi yine o işi yapan kişidir. Üretim yerine inmeden oradaki çalışanlarla konuşmadan, danışmanların takım elbise yerine tulum giyip elini kirletmeden yapacakları yer yalın üretim yalan üretim olur. Verim alamazsınız. Bu tür süreçlerde yapmanız gereken şey danışman tutmamak değil, sadece sizlere ellerinde kalın kalın dosyalarla paket çözümler sunan kişilere karşı dikkatli olmanız gerekmektedir. Yoksa hem vaktinizi hem paranızı hem de sizlere gerçek çözümler sunabilecek kişilere karşı güveninizi kaybetmiş olursunuz. Çok sevdiğim bir söz var "Stick to basics"  yani temel şeylere odaklanın. Operasyonel mükemmelliği sağlamak istiyorsanız yapmanız gereken şey müşteri beklentilerine ve gereksinimlerine odaklanmak. Bir şirket vizyonu belirlemek ve o vizyondan taviz vermemek. Çalışanlarınızı ve tedarikçilerinizi eğitmek. Ürettiğiniz ürünlerin çıktılarını kalite standartlarına göre ölçümlemek ve sayısal bir hale getirmek. Reaktif davranmak yerine proaktif davranarak acil sorunların oluşmasını önlemek. Operasyonel mükemmellik sonu olmayan ve mükemmelliği arayan bir yaklaşımdır. Ömür boyunca aramanız gerekmektedir ve herkes kabul etmeli ki mükemmellik diye bir şey yoktur. Sadece daha iyisi vardır. Her gün daha iyi bir sürece odaklandığınız tüm sistemlere selam olsun.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ekonomi Vizesi ve Tanrı

Olağanüstü Bir Gece