Ekonomi Vizesi ve Tanrı
Üniversiteye geçtim geçeli lisedeki YGS disiplinim dağılmış durumda. Lisede gece optimize oranda geç yatar sabah çok erken kalkar sürekli gelecek kaygısıyla çalışırdım. Üniversitede ise gece geç sabah hiç mantığıyla geçedursun ekonomi sınavıyla bu durumu yıktım sanırsam. Güz tatilinde çalışmamamdan ve sınavın son güne aksaması nedeniyle geç yatıp çok erken kalktım yine ve havaya baktığımda aklıma YGS karanlığı geldi . Erken kalkar sabah namazını kılar direk çalışmaya koyulurdum. O manevi kuvvete ihtiyacım olduğunu bilirdim lakin öyle olmadığını da bilirdim. Diğer günlere nazaran daha geç kalktığımda namaz kılmadan direk sınava çalışır hedeflerime odaklanırdım. Bir yandan da bilirdim ki, beni bu maddi çalışmalarım kurtaracak. Nerede okuduğumu hatırlamıyorum Soren Kierkegaard olması lazım;dua bir odaya kapanarak değil, olmasını istediğin işi yaparak edilir. Dualar ancak insanın kendini değiştirmesi için farklı doğrultuda açılan kapılardı. Orada şekillendirdiğiniz kendinizle bir yol açmış olurdunuz kendinize. Belki de dinde takiyye vardır denmesinin sebebi buydu. Çoğu kişi değiştirmeye gücü yetmediği ve uğraşmak istemediği durumlarda dua ederek fiili durumu değiştirmeye çalışıyor, bu şekilde kendi vicdanlarını rahatlatarak iyi insan modeline bürünüyorlardı. Ancak bilmiyorlardı ki dua ederek hiçbir zulmü engelleyemezlerdi. O yüzden din kisvesi altında yapılanlar fiiliyata dökülmediği müddetçe bana çok da samimi gelmemiş, hırka post seccade tespih iyi güzel ama Tanrı kanar mı bunlara dedirtmiştir. Ömer Hayyam'ın şu sözü çok hoşuma gider: Sen sofusun hep dininden dem vurursun, bana dinsiz imansız der durursun. Peki ben ne görünüyorsam o'yum ya sen ne görünüyorsan o musun?
Göründüğünüz gibi kalın...
Yorumlar
Yorum Gönder