FİDELYA

Bugün hayatımın tuzlu gözyaşlarını büyük bir cömertlikle serbest bırakışımın ardından 54 gün geçti.Fidelya, sana ben verdim bu ismi senin haberin olmasa da kendi içimde, anlamını merak edenler için söylemek isterim: sadakat, bağlılık.Küçük bir kız çocuğunun ailesine duyduğu sadakat ve bağlılıkla bağlandım sana,kendimi güçlü hissetmeme rağmen her karşılaşmamızda yüreğimin duvarlarında hissedilen heyecanımı bedenimde bastırmaya çalıştım. Tıpkı eline şeker verilen küçük bir çocuk gibi mutluydum gördüğümde seni ve etkisi bir sonraki görüşüme kadar taze kalacak ve her gördüğümde katlanarak artacak olan,tarifine mana biçmenin imkansız olduğu sevincim.Dost, arkadaş ve daha fazlası oldun benim için belki kimi zaman gereksiz sözlerle sıktım seni kimi zaman birlikte keyif aldığımız muhabbetler ettik gecenin akıp giden sessizliğine ve yelkovanın akrebi sanki kovalıyormuşcasına tavırlarına karşı.Kimi zaman düşünüyorum da özel bir güç isteseydim eğer lambadaki cinden, zamanı durdurma gücünü isterdim senin yanındayken kullanmayı isteyeceğim. Hayal dahi etmeye korktuğum ama senin yanında kullanıp, kollarımın arasına alırken seni kokunu ciğerlerime hapsetmek ve o tarifi imkansız duyguyu yaşamak isterdim. Seninle olmanın belki de en kötü yanı bu ya, demek istediklerimin ve yapmak istediklerimin çok daha ötesinde ve alakası bile olmayan bir aksiyon denizinde dolanıp durmak.O denizin içerisinde biz vardık o bile yeterliydi benim için fazlasını istemeye hakkım yok biliyorum bunu.Hakkımda neler biliyorsun ve pek fazla bir bilgim yok,acaba nasıl birisiydim gözünde, giyinişine dikkat eden, çocukları seven araştırmacı birisi miydim yoksa bir yanı herkesin bildiği aydınlık diğer yanı ise kimseciklerin dahi bilmediği gizemli birisi miydim?Bunun artık ne önemi var ki, sen beni hiç tanımak istemedin ki.Dostumsun bahanesiyle kibarca reddettiğin birisiydim ben yalnızca senin için, ama sen öyle miydin Okuduğun kitapları okumak,katıldığın söyleşilere gitmek,ayak bastığın yollardan geçmek belki karşılaşabiliriz ümidiyle ve bunları yaparken kendim olmaktan çıktığım ve bunları düşünürken ne kadar bencil ve ikiyüzlü olduğumu da anladım, yanındayken ve telefonumun diğer ucunda sen varken her ne kadar bunu farkedemesem de. Bu hayatta tatmış olduğum hissiyatı tanımlamak için lügatları karıştırsam ne kadar yeterli gelir bilemiyorum ama sadece bir an tek bir saniyeliğine de olsa sana sarılabilmeyi o kadar çok isterdim ama artık çölün ortasında susuz kalmış bir şahıs kadar umutsuzum şimdi.Kendine çok iyi bak.FİDELYA...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ekonomi Vizesi ve Tanrı

Olağanüstü Bir Gece

Mobilya Sektöründe Yalın Altı Sigma